28 Ocak 2011 Cuma
26 Ocak 2011 Çarşamba
Ali Sami Yen'e Veda
Galatasaray'ın Ali Sami Yen'e "Veda" şarkısı
Ali Sami Yen
Bu gece son gece Ali Sami Yen’de
Son defa burdayız el ele
Yuvadan uçuyor Cim Bom bu gece
Bu gece veda ediyoruz evimize
Hep yaşayacak kalplerde
Zaferlerle dolu kırkyedi sene
Biz burda güldük, burda ağladık
Bu sahada bir tarih yazdık
Yer gök sarı kırmızıydı
Tek yürek olduk dalgalandık
Hoşçakal deme vakti geldi
Çok şey borçluyuz Ali Sami Yen’e
Galatasaray efsanesi
Yaşayacak her zaman her yerde
Anladım ki Cim Bom’um hiç kimse sen değil
Hiç kimse senin gibi canımdan öte can değil
Anladım ki Aslan’ım hiç kimse sen değil
Hiç kimse senin kadar umuduma yol değil
Anladım ki Cim Bom’um hiç kimse sen değil
Hiç kimse senin gibi canımdan öte can değil
Anladım ki Aslan’ım hiç kimse sen değil
Hiç kimse senin kadar şanlı şerefli değil
23 Ocak 2011 Pazar
22 Ocak 2011 Cumartesi
20 Ocak 2011 Perşembe
Ali Sami Yen'din
Sami Yen'e Veda
Daha doğduğunda Ali Sami Yen diye fısıldadı kulağına o “ses” adını…
Bir babanın çocuğuna vasiyeti gibi, Ali Sami Yen dedi…
Sami Yen dedi… Yen dedi…
Yen dedi yendin…Yendin bu alemde yenilecek ne varsa birer birer…
Önce ümitsizliğimizi yendin…
“Galatasaray’ın olduğu yerde umut hep vardır” diyerek yendin…
Yendin işte…
Takarken altı kez krallık tacını, gururu taç yaptın başlarımıza,
Ve fakat kralların kibrini yendin o müthiş tevazunda…Yendin…
Tıpkı, “Sevenleri üzmeyelim baba” dediğinde,
Renklerin paraya esaretini yendiğin gibi…Yendin bir kere daha…
Çanakkale’deki kınalı kuzulardan mirasdı başkaldırışın yedi düvele.
Kurtuluş savaşına taşınan mermilerin ışıltısıyla,
Yendin bu topraklarda karanlığı en umutsuz zamanda.. . Yendin…
Milan’ı, Manchester’ı sildin devler liginden en mağrur anlarında…
Barselona’yı, Real Madrid’i devirdin,yendin…Yendin…
Açıldıysa ilk sen açtın bu ülkenin kapılarını Avrupa’ya…
Sen getirdin tarihin en büyük şeref madalyasını bu coğrafyaya.
Ülkemin yüzyıllık yalnızlığını yendin dünyada…
Duyuldu adın Cezayir’den Çin’e, Kenya’dan Arjantin’e,
Kimsesizliğimizi yendin bir anda…Yen dedi yendin…
Yendin bu dünyada yenilecek ne varsa birer birer , yendin…
Çünkü… Sen… Ali Sami Yen’din…
Şimdi, gidiyoruz işte…Çığlıklarımızı, hasretimizi ve göz yaşlarımızı bırakıp çimlerine,
Kahraman ruhunu ödünç alıp götürüyoruz gittiğimiz yere,
Adını yazmak için yepyeni zaferlere…
Ali Kirca
11 Ocak 2011 Salı
Ali Sami Yen
Takvimler 20 Aralık 1964'müş ilk kez bu mabet acıldıgında, adını buyuk kurucusu Ali Sami Yen'den alan bu mabed bircok Galatasaraylı için hayatında unutulmaz bir yeri vardır. Kime bu yuce mabedi sorsanız anlatacagı en az bir anısı vardır. Ya Real Madrid'i 3-2 yenerken ya Milan'a son dakika tarifesi uygularken aglamıştır, anlatır gozleri dola dola. Ya 16 dakika Denizli'den gelecek haberi beklemiştir ya da Sabri'nin son dakika goluye zıplamıştır havalara. Yeri gelmiş 40,00 kişi ile doldurmustur orayı yeri gelmiş dedirtmiştir Maldini'ye bile "Beni kimse orada 25000 kişi olduğuna inandıramaz" diye. Yeri gelir anons ettirir hakem yarım saat boyunca merdivenleri boş
altın diye ama sıgmaz o taraftar hiçbir yere, yüreğiyle doldurmustur bir kere orasını. Kolay mıydı oyle cıkmak o cehennemden? Ne ingilizin Liverpool'u cıkabildi ordan ne İtalya'nın Milan'ı Barcası ne Madridi İspanyanın. Leedsleri, PSGleri, Monacoları saymaya bile gerek yok. Boşuna denmedi ona Ali Sami Yen Cehennemi diye. Bizim cennetimiz, mabedimiz, evimizin en guzel yanı olan Ali Sami Yen'e veda ettik. Gonul isterdi ki bu takımla bu sekilde olmasın ama biz veda ettiğimiz sekilde değil o ihtişamlı gunleriye hatırlayacagız .Elveda Ali Sami Yen
8 Ocak 2011 Cumartesi
Pegasus Hava Yolları
Gecenlerde bir şekilde Pegasus'tan bilet almak zorunda kaldım, malum fiyatlarındaki indirim yüzünden, neyse girdim siteye, bileti seciyorsun net fiyat uzerine + koltuk parası+işlem ücerti+vergi ücreti+şu arası+bu parası neyse hepsine tamam deyip en kısma kadar gelip kredi kartından ödemeyi yaptım. Herseye razı gelip bileti alabilmiş olmak bile sevindiriciydi o internet sitesinde. Fakat bu sevindirici durum cok fazla surmedi, zira birkac gun sonra rasgele garabti bankası internet şubesinde birsey bakarken farkettim ki aynı meblayı iki kere cekmişler, neyse aradım musteri hizmetlerini tam 35 dakika telefonda beklettiler, cok mesgullermiş en kısa zamanda yardımcı olacaklarmış, bu vaadler ve sacma sapan melodiyi dinleyerek hayatımın 35 dakikasını boş yere harcadım. Neyse bir tane bayan buyrun yardımcı olayım dedi nihayetinde, durumu anlattım; -hmm 'mukerrer cekim yapılmış' dedi. 'Artık siz ne diyorsanız' dedim, 'sonuc olarak?' - Elektronik bilet numaramı, Pnr numaramı, kredi kartı numaramı, telefon numaramı, TC kimlik numaramı aldı. İki gun içinde bana geri donup en gec 10 gun içinde de meblayı iade edeceklerini de ekledi.
Aradan on gün gecti ne arayan var ne soran ne de herhangi bir iade, Tekrar aradım ben de, yine yarım saat bekleme, yine durumu en baştan anlatma, yine elektronik bilet numaramı, Pnr numaramı, kredi kartı numaramı, telefon numaramı, TC kimlik numaramı isteme ve bunlara ek olarak İBAN numarsı da alması gerekiyormus onu da aldı yine aynı surec ama herhangi bir geri dönüş yine olmadı. Aradan gecen 25. gun parayı iade etmişler eksik olmasınlar ama paran ile rezil olmak deyimini bizzat yaşatarak. Eger ki bir şekilde işiniz duserse internetten bilet almak için Pegasustan iki kere kontrol edin ki iki kere ödeme yapmayın, (fiyatları yarıya indirdik ile kasıt da bu olsa gerek) ama bir kere de başınıza geldiyse devamında ki surec yukardaki şekilde başka da yapacak birşey yok onu da soyliyeyim.
6 Ocak 2011 Perşembe
İlk Yarıdan Geriye Kalanlar
İlk yarı Lig Tv bircok yonuyle yine sac baş yoldurttu ekran karsısında, iki spiker ısrarı mac izlerken insanın yorulmasına neden oldu. Yeni alınan phantom denilen kameralarla cekim yaptılar ve olur olmaz yerlerde de burdan goruntuleri servis ettiler hem teknik olarak yeterli seviyede değildi bu kameralar, ne zaman ordan goruntu verseler normal goruntunun kalitesi duşüp bulanıklaştı. Bir de bunun uztune oyle luzumsuz gereksiz seyleri yavaş cekimle sundular ki keşke hiç kullanmasayınız dedirttiler insana, zira Servet'in her pozisyondan sonra cıkardıgı balgamı kimse yavas cekimde izlemek istmemiyordur. Sonra pozisyon tekrarlarında cok zayıf kaldılar, bir pozisyonun tekrarını merak ederken ustune kac tanesini kacırdık. Özellikle gollerden sonra, tekrarı vermeleri neredeyse on dakikayı buldu, gol olduktan sonra her seferinde golu atan kişinin sevinci, arkadaslarına sarılması, golu atan kişinin anası, babası, eşi, cocugu, onların sevinci sonra tribunlerin sevinci, sonra teknik direktorun sevinci, sonra rakip teknik direktorun morumsu goruntusu, sonra agac cicek bocek herseyi gosterip golun tekrarına yeni gecebiliyorlar. 

Son olarak Fenerbahce stadındaki bu yaşlı amca ile teyseyi istisnasız her macta on kere gosterip, işte her yaştan insan maca ilgi gosteriyor tarzı cumlelerden de iyice bıkkınlık geldi. belli ki insancıklar kombine almış her maca geliyorlar bunu her seferinde gözümüze sokmanın anlamı yok ki be kardesim.
5 Ocak 2011 Çarşamba
Jumanji
A game for those who seek to find a way to leave their world behind.
Orta okuldaydım bu filmi ilk kez izlediğimde, okulun dil sınıfında videodan izlemiştik butun sınıf, o gunden beri ne zaman denk gelsem mutlaka izlemeye calışırım. Oldukca keyifli, izlerken eglenilebilecek filmlerden. Tam bir aile flmi aslında, konusuyla, oyuncularıyla son derece başarılı bir film. Zira filmde Robin Williams abimiz var, ona her ne kadar ilk goruste pak tanıyamacak olsanız da sonradan film ilerledikce anlıyorsunuz ki Kirsten Dunst ablamız eslik etmiş. Merak edip soyle bir araştırınca filmin 1981 de Chris Van Allsburg tarafından yazılmış kitabın uyarlamsı oldugunu ogrendim, aynı zamanda uzunca sure çizgi film olarak da gosterilmiş.
Filmin en guzel taraflarından birisi de jumanjiyi oyuncularının zar atıldıktan sonra ekranda beliren yazılar;
'Ormandan çıkamazsın sen, zar 5 ya da 8 gelmeden." (in the jungle you must wait, till someone roll five or eight) gibi. Evet biraz cocuklara hitap eden bir film, ben de coucktum ilk kez izlediğimde bu filmi ve bu alana olan ilgimi arttıran filmlerin en başında gelir kendisi.
3 Ocak 2011 Pazartesi
Türkiye Spor Toto Süper Lig; İlk Yarının Ardından
Süper ligde ilk yarı geride kaldı, genel olarak turkiye liginin kalitesinin altında gecti diyebilirz bu yarı için. Konunun 3 buyuk takımın kotu olmasıyla ilgisi yok, soyle bir baktıgımda b,r tane mac goremiyorum ki her yonuyle futbola doyursun, seyir zevkiyle İşte Süper Lig Bu dedirtsin ama yok maalesef. Onun için bu sene La Liga'yla heyacanlanıp Premier Lig ile costuk. Bizim ligimizde soyle geride kalan yarıya baktıgımızda ise;
*En başarılı takımın Trabzonspor oldugunu goruyoruz. Trabzonspor mu başarılıydı yoksa 3 buyuk takım mı tartışıldı bolca, bana gore ikisi de kesinlikle.
*En kötüsü ise Kasımpaşa oldugunu soyleyebiliriz rahatca, zira 17 macta tek galibiyet alıp sadece 8 puan toplayabildiler, tabi bunun birini Beşiktas'tan aldıklarını unutmamak lazım, ayrıca bu performanslarıın Yılmaz Vural'ı calıştıracagı 338. takımı bulmak üzere arayışa ittiklerini de soylemek mumkun.
*Hayal kırıklığı; Beşiktaş oldugunu soylesek kimse karşı cıkmaz herhalde, onca transfere, o denli kaliteli futbolculara ragmen bir türlü takım olgusunu yakalayamadılar. Liderle 14 uanlık fark imkansız olmayan ama kapatılması zor.
*En istikrarlı takımı ise Galatasaray oldu maalesef, 9. sırada başladıgı ligdeki çizgisini hiç bozmayan Galatasaray, 7 galibiyet 8 maglubiyet -2 averajla ilk yarıyı başladıgı gibi 9. bitirdi.
*İlk yarının sürprizi ise Kardemir Karabuk takımı oldu kesinlikle, Süer lige bu sene merhaba demelerine ragmen Buca yada Konya gibi olmayıp ust sıralara tutunmayı başardılar.Galatasaray'dan 3 sıra yukarda olduklarını hatırlatmakta fayda var, oynadıları güzel futbol ve Emenike de cabası.
İlk yarıya gore daha guzel bir ikinci yarı olacagı kesin, yani hiç yoktan oyle ummak istiyor tum futbolseverler, umarım boşa cıkmaz umutlar.
*En başarılı takımın Trabzonspor oldugunu goruyoruz. Trabzonspor mu başarılıydı yoksa 3 buyuk takım mı tartışıldı bolca, bana gore ikisi de kesinlikle.
*En kötüsü ise Kasımpaşa oldugunu soyleyebiliriz rahatca, zira 17 macta tek galibiyet alıp sadece 8 puan toplayabildiler, tabi bunun birini Beşiktas'tan aldıklarını unutmamak lazım, ayrıca bu performanslarıın Yılmaz Vural'ı calıştıracagı 338. takımı bulmak üzere arayışa ittiklerini de soylemek mumkun.
*Hayal kırıklığı; Beşiktaş oldugunu soylesek kimse karşı cıkmaz herhalde, onca transfere, o denli kaliteli futbolculara ragmen bir türlü takım olgusunu yakalayamadılar. Liderle 14 uanlık fark imkansız olmayan ama kapatılması zor.
*En istikrarlı takımı ise Galatasaray oldu maalesef, 9. sırada başladıgı ligdeki çizgisini hiç bozmayan Galatasaray, 7 galibiyet 8 maglubiyet -2 averajla ilk yarıyı başladıgı gibi 9. bitirdi.
*İlk yarının sürprizi ise Kardemir Karabuk takımı oldu kesinlikle, Süer lige bu sene merhaba demelerine ragmen Buca yada Konya gibi olmayıp ust sıralara tutunmayı başardılar.Galatasaray'dan 3 sıra yukarda olduklarını hatırlatmakta fayda var, oynadıları güzel futbol ve Emenike de cabası.
İlk yarıya gore daha guzel bir ikinci yarı olacagı kesin, yani hiç yoktan oyle ummak istiyor tum futbolseverler, umarım boşa cıkmaz umutlar.
1 Ocak 2011 Cumartesi
Yeni YıL Yeni YıL
Aslında yeni yılın, tarihin yıl kısmındaki son rakamın değişmesinden başka bir anlamı yoktur. Zira bizizdir ona fazlasıyla yeni anlamlar yukleyen. Sanki her yeni yıl yeni şeyler getirecek, bir anda cok seyi değiştirecekmiştir gibi, sıralarız ardı arına yeni yıl dileklerini, yok bol para getirsin, şans getirsin, sevgi getirsin, saglıklı olsun mutlu olsun diye. Yeni yılın hiçbirşey getirecegi yoktur durduk yere insana. Eger birşeylerş değiştireceksen sensin kendine birşeyler getirecek, yada birşeyleri değiştirecek. Onun için yeni yıl sadece yeni bir fırsat olsun herkese, yeni birşeyler olması için hayatınızda. Yeni yıl için bir dilek sacma gelmiştir o yuzden bana hep, gecen yıl ne getirmişti ki bu daha iyisini getirsin. Ama illa birsey dilenecekse insanın içindeki umudu öldürmesin yeter. Yine de, o zaman, bir kez daha yeni yıl herkese hayırlı olsun, hayırlara vesile olsun.
25 Aralık 2010 Cumartesi
Türk Hava Yolları ve Caroline Wozniacki
Turk Hava Yollarının yeni Business Class yüzüymüş, 3 yıl boyunca reklam filmlerinde ve halkla ilişkiler etkinliklerinde Türk Hava Yolları’nı temsil edecekmiş, ağırlıklı olarak Avrupa`daki marka iletişiminde tenisseverler ile biraraya gelecekmiş, Barcelona ile İber yarım adasında, Manchester ile tüm adada, Eurolegue ve Caroline ile tum Avrupada, Kobe Brynat ile Amerikada adından sıkca söz ettirecek olan Türk Hava Yollarının Asya için düşündüğü birisi var mı acaba? Ya da ne kdar daha surecek bu sponsorluk anlaşmaları, nasıl bir butcedir anlaşmaların ardı arkası kesilmiyor, demek ki getirisi var ki bu kadar anlşama yapılabiliyor, ne diyelim helal olsun Turk Hava Yolları, yeni bombaları merakla bekliyoruz.
22 Aralık 2010 Çarşamba
Anıl Dilaver vs Aydın Yılmaz; Türkiye'de Genc Futbolcu Olmak
Bazen hiç beklenmedik anda, hiç beklenmdeik birisi cıkar ve gidişatı değiştirir, sizi ipten alır ya oyle bir mac oldu bu hafta Galatasaray için Konya'da. aynısını bundan tam 4 yıl önce 18 yaşında bir cocuk yapmıştı aynısını, Galatasaray'ın şampiyonluga uzandıgı o yıl, efsane son dakika gollerinin birine imza atmış, gelecegin Arda'sı olacagı konuşulmaya başlanmıştı. Aradan tam 4 yıl gecti ama hiçbirşey koyamadı oyununun ustune hatta geriye gittiği bile soylenebilir. Aslında fazlasıyla da sans buldu bu imkanı degerlendirmek için gerek F.Rijkaard gerekse Hagi her seferinde sans tanıyor ona, acıkcası bu saatten sonra bir işe yarayacagını da dusunmuyorum ben. İşte Anıl Dilaver'in futbol sahnesinde ışıldaması da onun gibi bir maca kısmet oldu hem de aynı takım karşısında, aynı stadda, aynı dakikalarda. Umarım sonu ona benzemez, yeterince fırsat bulur ve hakkını verir oldugu yerin. Uzun yıllar hizmet eder hem kendi camiasına hem Turk milli takımına.
Fakat maalesef ki genc futbolcunun bizim ülkemizde özellikle de İstanbul'da kendini, duruşunu koruyup gelecegi için ustune birşeyler koyması cok zor. Cunku bir anda malzeme bulan basınımız cok kısa surede harcıyor boyle gencleri. Nasıl mı? Şöyle ki bir genc cıkıyor bir macta kendini gosterme fırsatı buluyor, misal Fenerbahce'li Okan Alkan, güzel de mac cıkarırsa hemen ertesi gun butun gazetelerde o, bir hafta sadece o konusulmaya başlıyor, butun hayat hikayesi susluyor sutunları. Biraz dramatize edilip biraz popularite eklenip basın denen kazanda başlatııyor kaynatılmaya. Her gun ayrı bir gazetenin manşetinde "Mardin'in bagrından geldi yok oynacak ayakkabısı yoktu, tek hayali suydu buydu" Bir hafta once adınızı kimse bilmesin, bir hfta sonra butun medya organlarında sizden bahsedilsin, bu ister istemez genc oyuncularda bir rahavet, ne oldum havası yaratıyor. Bu sezon sadece iki macta 90 dakika oynayan bu genc yetenegin adı sonradan daha az zikredilmeye başlandı. Aynısı Anil Dilaver'de de "Arda'yı örnek alıyor, ondan 66 numarayı tercih etmiş ailesi onu Behlul diye cagırıyor, en buyuk hayali şu.." Aynı sekilde son bir haftanın konusu Anıl Dilaver farkettiyseniz oyunundan, eksilerinden, artılarından bahseden hiç kimse yok. Hep bir magazin peşindeyiz ülke olarak, basın da bunu iyi kullanıp servis ediyor. Böyle olunca da ışıltılı dunyanın havasına kendini kaptıran cogu genc kaybolup giidyor kendilerini daha buyuk puntolarla manşette goremeden. İşte bizim ülke olarak, basın olarak gencleri nasıl bir cırpıda tukettiğimizin kanıtı. İnşallah bu genc arkadaşımız da aynı yolda kaybolup gitmez.
Fakat maalesef ki genc futbolcunun bizim ülkemizde özellikle de İstanbul'da kendini, duruşunu koruyup gelecegi için ustune birşeyler koyması cok zor. Cunku bir anda malzeme bulan basınımız cok kısa surede harcıyor boyle gencleri. Nasıl mı? Şöyle ki bir genc cıkıyor bir macta kendini gosterme fırsatı buluyor, misal Fenerbahce'li Okan Alkan, güzel de mac cıkarırsa hemen ertesi gun butun gazetelerde o, bir hafta sadece o konusulmaya başlıyor, butun hayat hikayesi susluyor sutunları. Biraz dramatize edilip biraz popularite eklenip basın denen kazanda başlatııyor kaynatılmaya. Her gun ayrı bir gazetenin manşetinde "Mardin'in bagrından geldi yok oynacak ayakkabısı yoktu, tek hayali suydu buydu" Bir hafta once adınızı kimse bilmesin, bir hfta sonra butun medya organlarında sizden bahsedilsin, bu ister istemez genc oyuncularda bir rahavet, ne oldum havası yaratıyor. Bu sezon sadece iki macta 90 dakika oynayan bu genc yetenegin adı sonradan daha az zikredilmeye başlandı. Aynısı Anil Dilaver'de de "Arda'yı örnek alıyor, ondan 66 numarayı tercih etmiş ailesi onu Behlul diye cagırıyor, en buyuk hayali şu.." Aynı sekilde son bir haftanın konusu Anıl Dilaver farkettiyseniz oyunundan, eksilerinden, artılarından bahseden hiç kimse yok. Hep bir magazin peşindeyiz ülke olarak, basın da bunu iyi kullanıp servis ediyor. Böyle olunca da ışıltılı dunyanın havasına kendini kaptıran cogu genc kaybolup giidyor kendilerini daha buyuk puntolarla manşette goremeden. İşte bizim ülke olarak, basın olarak gencleri nasıl bir cırpıda tukettiğimizin kanıtı. İnşallah bu genc arkadaşımız da aynı yolda kaybolup gitmez.
18 Aralık 2010 Cumartesi
Türk Hava Yolları ve Kobe Bryant
KOBE BRYANT:
- 2009/2010 NBA Finalleri ''En Değerli Oyuncu''
- 2008 Olimpiyatları Altın Madalya
- 2007-08 NBA'in En Değerli Oyuncusu.
- 5 NBA Şampiyonluk Yüzüğü sahibi.
- ESPN kanalı tarafından verilen ESPY ödüllerinde 2010 yılında NBA'in en değerli oyuncusu seçildi.
- Erkek dergisi GQ tarafından 2009 yılında Yılın Erkeği seçildi.
- The Sporting News dergisi tarafından NBA'de 10 yılın sporcusu seçildi.
- Sports Illustrated dergisi tarafından gerçekleştirilen 2008 Yılı Spor İnsanı ödülünün finalistlerinden.
- NBA tarihinde 23 bin sayı atan en genç oyuncu
- Arka arkaya 12 defa NBA All Star kadrosunda yer aldı.
- 2 kez NBA All Star En Değerli Oyuncu seçildi.
- 2 kez arka arkaya NBA'in sayı kralı oldu.
- 8 kez All-NBA ilk beşinde yer aldı.
- 7 kez All-NBA Defansif Takımı ilk beşinde yer aldı.
- ABD Erkek Milli Basketbol Takımında yer aldı.
- 22 Ocak 2006'da bir maçta attığı 81 sayı ile kariyerindeki en fazla sayıya ulaştı. Bu 81 sayının 55'i ikinci yarıda kaydedilmişti.
- Kariyerinde 21 kez 50'nin üzerinde sayı attı ve Chamberlain ile Jordan'dan sonra bu alanda üçüncü sırada yer alıyor.
- Kariyerinde 104 defa 40'tan fazla sayı atma, 141 defa double double ve 16 defa triple double yapma başarısına erişti.
16 Aralık 2010 Perşembe
Türkiye Spor Toto Süper Lig; 16.Haftanın Ardından
YAZIK!! Hava soguktu futbol da bir o kadar soguk, hava da kar vardı tel tel atan, sahada ruhsuzlar takımı vardı tel tel dokulen. Sami Yen'de son mac oynanıyordu, nice başarılara sahne olmuş Ali Sami Yen Stadının hatrına burda oynan son lig macı olması hatrına tıklım tıklımdı tribunler. Adeta bir solen havası vardı samiyende, sadece sahadaki Galatasarylı oyuncular farkında değillerdi olayın, durumun. Kimse ne yaptıgını bilmez halde geziniyordu oylesine. Hele bir takım yoktu sahada 11 tane kendi kafasına takılan oyuncu vardı sadece. Ali Sami Yen'e veda macıymıs burda bir daha lig macı oynanmayacakmış, bu mabedin burda yaşanan o güzel gunlerin hatrına, bu sogukta burayı dolduran taraftarın hatrına azıcık kendimi vereyim diyen kimse goremedm ben sahada.
Öyle olunca da hem son derece zevksiz bir mac izledi bu guzelim taraftar hem de kahroldu izlerken, onun için de agızlarda tek bir tezahurat duyuldu; 'Sami Yen'in kemikleri sızlıyor'. Buna sebep olan oyuncuya da teknik ekibe de ve özellikle yönetime de hepsine YAZIKLAR OLSUN!!
15 Aralık 2010 Çarşamba
Sev Diyemem
Emre Altug - Sev Diyemem
Tek kelimeyle müthis bir şarkı müzüği ayrı sözleri ayrı güzel olmuş, hele sözlerindeki o vuruculuk bitiyor insanı; ''kalbimde duracağına yanımda olsaydın ya'' daha başka ne denebilir ki?
Sev Diyemem
Sevmedin beni ne yapayım
Zorla sev diyemem ya
Ben sana çok aşıktım
Sen de ol diyemem ya
Herkesin bir dengi var
Ben seninki değilmişim
Baksın gözlerin bana
Parlasın diyemem ya
Ben böyle geldim böyle gideceğim
Aynı şeyleri söyleyeceğim
Binip yalnızlar vapuruna
Gidip bir daha dönmeyeceğim
Ne yaptıysam olmadı
Gurursuz olamam ya
Bir gün seversin sandım
O gün gelmedi asla
Kalbimde duracağına yanımda olsaydın ya
Hayaline alışırım gerçeğin üzüyorsa
Ben böyle geldim böyle gideceğim
Aynı şeyleri söyleyeceğim
Binip yalnızlar vapuruna
Gidip bir daha dönmeyeceğim
Seni bir daha görmeyeceğim
Ben böyle sevdim böyle seveceğim
Aynı hislerle öleceğim
Binip yalnızlar vapuruna
Gidip bir daha dönmeyeceğim
Seni bir daha görmeyeceğim
13 Aralık 2010 Pazartesi
Bambaşka Bir Maç
Gecen günlerde gerek oyunuyla gerek sonucuyla bir mac butun futbol muhabbetlerine yon verdi. Namı diger El Clasico olan bu mucadelenin adı izleyenlere bircok şeyi anlattı. Öncelikle bu macın neden bir klasik oldugunu gorduk, biz deki gibi derbinin adının olay değil mucadele oldugunu anladık. Sonra 13 macta 10 galibiyet ve 2 beraberlik alıp hiç maglup olmayan takımın adı Real Madrid olsa bile Barcelona'nın bu seriyi 5 golle bozabilecegini dorduk. Mourinho'nun bile g.t olup dakikalarca agzından tek bir kelime cıkmadan ve en önemlisi de o artist adamın el kol hareketleri jest ve mimikleriyle ün yapmış şahsiyetin macın son yarım saatinde sabit durabildiğini gorduk. Bir takımı oynatmamanın rolu iyi pas yapmak oldugunu bir kez daha gorerek anladık. Zira Real Madrid'in 245 isabetli pasına, Barca 609 isabetli pas yaparak karşılık vermiş. Dünya'nın en popüler oyuncularından biri olan Cristiano Ronaldo'nun caesiz kalabildiğini gorduk, Almeria'ya 8 atmak kolay bizim macta boyle bir şey olması zor derken ki ruh haliyle mac anındaki ruh halinin nasıl birbirinden farklı oldugunu gorduk. Messi'nin insan olmadıgına bir kez daha şahit olduk.
Dünyannın en iyi kalecilerinden biri olan Casillas'ın yerden kalkamadıgını gorduk, Mourinho'nun takımının defansından beş gol sızabildiğini gorduk. Sergio Ramos'un profesyonel futbolculugunun bes gole kadar dayandıgını sonrasında mahelle maclarındaki cocuklara benzediğini saga sola saldırdıgını gorduk. Hayatta nerde olursak olalım buyuk konuşmammız gerektiğini, yarının neler getirceginin belli olmadıgını gorduk bir kez daha Mourinho sayesinde. Daha bir sene önce aynı stadda şov yapan adamın, mac sonunda esip gurleyen adamın nutkunun tutuldugunu gorduk. Kapak yapma deyiminin geldiği son noktayı gorduk. (bkz: “Sen tercümandın, tercümansın, tercüman kalacaksın) Kısacası bir futbol macından fazlasını izledik, futbolun asla sadece futbol olmadıgını, bir mucadeleden fazlasını gördük.
12 Aralık 2010 Pazar
11 Aralık 2010 Cumartesi
Futbolun Geldiği Son Nokta
Mac Öncesi; Barcelona- Real Madrid
Türkiye'de Futbolun Geldiği Son Nokta;
Maç Öncesi; Beşiktaş Bursapor
Bir hafta arayla iki maç; Gecen senenin İspanya şampiyonu Barcelona ve Real Madrid... Geçen sene Türkiye şampiyonu Bursaspor ve Beşiktaş..
Türkiye'de Futbolun Geldiği Son Nokta;
Maç Öncesi; Beşiktaş Bursapor
Bir hafta arayla iki maç; Gecen senenin İspanya şampiyonu Barcelona ve Real Madrid... Geçen sene Türkiye şampiyonu Bursaspor ve Beşiktaş..
10 Aralık 2010 Cuma
3D Televizyon Hem De Gözlüksüz
Siyah beyaz, renkli, tüplü, tam düz, plazma, LCD, HD, Full HD, LED, Full HD LED, 3D diye gelir televizyonun seruveni. En son teknoloji olan ve derinlik hissi veren 3D televizyonlar cıkmıştı en son piyasaya ama sadece özel bir gözlükle izlenebiliyordu. Bu da cazibesini azaltıyordu, düşünsenize evde oturup cekirtdek yiyip televizyon seyredip muhabbet edeceksiniz, gözünüzde gözlük tuhaf karşılanabilirdi. Bu konuda çözüldü en sonunda be Toshiba firması ilk gözlüksüz 3D televizyonu ürettiğini acıkladı. 30 ekran ve 50 ekran olarak piyasaya cıkacak olan televizyonların fiyatları mı? 30 ekran modelin 120 bin yen (1,400 dolar), 50 ekran modeli de 240 bin yen (2,800 dolar) civarında olacakmış.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

















